TRANSAKSİYONEL ANALİZ (TA) NEDİR?
Transaksiyonel Analiz (TA), Türkçede İşlem Analizi olarak bilinen; bireylerin kendileriyle ve başkalarıyla kurdukları iletişimi ve ilişki dinamiklerini anlamaya odaklanan bir psikolojik yaklaşım ve kuramsal çerçevedir.
TA’nın temelleri, Eric Berne tarafından 1957 yılında atılmıştır. Psikanalizden etkilenmekle birlikte zamanla ondan ayrışan Transaksiyonel Analiz, insanın doğuştan “iyi” olduğu ve yaşanan zorlanmaların büyük ölçüde iletişim ve ilişki örüntülerinden kaynaklandığı varsayımı üzerine kuruludur. Bu yönüyle hümanist bir yaklaşım olarak kabul edilir.
Transaksiyonel Analiz, kişiler arasındaki iletişimi; bir uyarı ve buna verilen tepki üzerinden ele alır ve bu süreci bir “işlem” olarak değerlendirir.
TRANSAKSİYONEL ANALİZE GÖRE EGO DURUMLARI
Transaksiyonel Analiz’e göre her bireyde üç temel ego durumu bulunur:
- Çocuk Ego Durumu
- Yetişkin Ego Durumu
- Ebeveyn Ego Durumu
Bu ego durumları, kişinin düşünme biçimini, duygusal tepkilerini ve iletişim tarzını etkiler. Günlük yaşamda verdiğimiz tepkiler, çoğu zaman farkında olmadan bu ego durumlarından biriyle şekillenir.
TA yaklaşımında amaç, bireyin:
- Hangi durumlarda hangi ego durumundan tepki verdiğini fark etmesi
- İletişimde Yetişkin ego durumunu daha işlevsel şekilde kullanabilmesidir
Bu farkındalık, kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu ilişkileri daha sağlıklı bir zemine taşımasına yardımcı olur.
TRANSAKSİYONEL ANALİZİN TEMEL HEDEFLERİ
Transaksiyonel Analiz çalışmaları, bireyin:
- Kendi iletişim tarzını fark etmesini
- Tekrarlayan ilişki döngülerini tanımasını
- Duygu, düşünce ve davranışları arasındaki bağlantıyı görmesini
- İlişkilerinde daha net, açık ve dengeli bir tutum geliştirmesini
desteklemeyi amaçlar.
Bu yaklaşım, bireyin öz farkındalığını artırarak daha bilinçli seçimler yapmasına alan açar.
YAŞAM POZİSYONLARI
TA’ya göre bireyler, kendileri ve başkalarıyla ilgili temel kabullerine göre bazı yaşam pozisyonları geliştirirler. Bu pozisyonlar, kişinin dünyaya, ilişkilere ve kendine bakışını yansıtır.
En işlevsel yaşam pozisyonu:
“Ben iyiyim ve sen de iyisin.”
Bu bakış açısı; bireyin hem kendisini hem de karşısındaki kişileri değerli ve kabul edilebilir görmesini sağlar.
Diğer yaşam pozisyonları (örneğin “Ben iyiyim, sen iyi değilsin” ya da “Ben iyi değilim, sen iyisin”) ilişkilerde zorlanmalara ve içsel çatışmalara zemin hazırlayabilir.
TEMAS İLETİSİ KAVRAMI
Transaksiyonel Analiz’e göre tüm insanlar fark edilme, kabul edilme ve değer görme ihtiyacına sahiptir. Bu ihtiyaç, temas iletisi olarak adlandırılır.
Temas iletileri:
- İçsel (kişinin kendini takdir etmesi, öz saygı)
- Dışsal (başkalarından gelen onay, ilgi, takdir)
şeklinde olabilir. Bu ihtiyacın sağlıklı biçimde karşılanması, bireyin ilişkilerdeki doyumunu ve içsel dengesini destekler.
TRANSAKSİYONEL ANALİZ HANGİ AMAÇLA KULLANILIR?
Transaksiyonel Analiz, bir iletişim kuramı olması nedeniyle:
- Çift ilişkilerinde
- Ebeveyn–çocuk ilişkisinde
- İş yaşamında (yönetici–çalışan ilişkileri)
- Eğitim ortamlarında
- Sosyal ve kişilerarası ilişkilerde
iletişimin olduğu her alanda kullanılabilen bir yaklaşımdır.